Category Archive Dersler ve Alıştırmalar

Otel Rezervasyonu

Hotel Reservation (Hotel rezervasyonu)

A: I would like to make a hotel reservation. (Hotel rezervasyonu yaptırmak istiyordum.)
B: What day will you be arriving? (Varış tarihiniz ne zaman?)
A:I will be arriving on May 14th. (Mayıs’ın 14’ünde varmış olacağım.)
B: How long will you be staying? (Ne kadar kalacaksınız?)
A:I need the room for 3 nights. (3 gece için tutmak istiyordum.)
B: How many people will be staying in the room? (Odada kaç kişi kalıcak?)
A: I will be staying in the room alone. (Tek başıma kalacağım.)
B: Would you like a smoking or nonsmoking room? (Sigara içilebilir ya da içilemez odalardan hangisini isterdiniz?)
A: I need a nonsmoking room. (Sigara içilmeyen odadan istiyorum.)
B: We have booked a room for you. Please be sure to arrive 4:00 on your check-in date. (Rezervasyonunuzu yaptık. Check-in için geldiğinizde lütfen 4 gibi burada olun.)

,

Günlük Diyaloglar

Looking for an Apartment (Apartman bakmak)

A: Can you tell me the best way to look for an apartment? ( Apartman bulabilmenin en iyi yöntemi nedir?)
B: The local newspaper has ads for housing. (Yerel gazetelerde ev için ilanlar var.)
A: Is there any way to find a roommate to share an apartment with? (Apartmanı paylaşabileceğin bir arkadaş bulabilmenin yolu var mı?)
B: Sometimes you can post an advertisement saying that you need a roommate. (Bazen oda arkadaşına ihtiyacın olduğunu söyleyen afiş asabilirsin)
A: What do landlords charge for rent? (Ev sahibi ev kirası için ne kadar ister?)
B: Would you like an apartment for just yourself, or do you need it for two people? (Apartmanı kendin için mi yoksa iki kişi için mi istiyorsun?)
A: There are two of us, but we only need a one-bedroom apartment. (İki kişi olucak fakat biz sadece 1 yatakodası olan bir apartmana ihtiyacımız var.)
B: You should be able to easily find that for twelve hundred dollars a month. (Ayda 1200 dolarlık kira ile kolayca bir yer bulabilirsin.)
A: I really would appreciate it if you could come look at apartments with me. (Apartmanlara bakmak için benimle gelirsen çok memnun kalırım.)
B: Sure, I’ll go look at apartments with you anytime you want. (Tabi ki, istediğin zaman seninle apartman bakmaya giderim.)

Greeting a Neighbor (Komşuyu karşılamak)

A: It is very nice meeting you. (Seninle tanışmak güzeldi.)
B: I’m happy to meet you also. (Ben de seninle tanıştığım için mutluyum.)
A: When did you get moved in? (Ne zaman taşındın?)
B: Just this past weekend. (Geçtiğimiz hafta.)
A: I didn’t even know the house got sold. (Evin satıldığını bile bilmiyordum.)
B: I absolutely love this house, so I had to buy it. (Bu evi çok seviyorum, bu yüzden almak zorundaydım.)
A: I understand, because the house is extraordinary. (Anlıyorum, çünkü bu ev sıradışı.)
B: How many years have you been living in your house? (Ne zamandan beri evinde yaşıyorsun?)
A: I’ve been living here for over 20 years. (Ben yirmi yılı aşkın süredir burada yaşıyorum.)
B: Twenty years? That is a very long time. (20 yıl mı? Bu çok uzun süre.)
A: I hope that we remain neighbors for a while longer. (Umarım uzun süre komşu olarak kalırız.)
B: I could never move out of this house. (Böylece ben de asla evden taşınmam.)

Getting Off Too Early (Erkenden inmek)

A: Is this our bus stop? (Burası bizim otobüs durağımız mı?)
B: I think this is it. Get off. (Sanırım burası. İn.)
A: Dude, where are we at? (Dostum, neredeyiz?)
B: I have no idea. (Hiçbir fikrim yok.)
A: I thought this was the right stop. (Ben burası doğru istasyon zannediyordum.)
B: It doesn’t look right to me. (Bana öyle gözükmedi.)
A: Did you make us get off early? (Bizi erken mi indirdin?)
B: I think we did. (Sanırım, öyle yaptık.)
A: I should not have listened to you. (Seni dinlememeliydim.)
B: I really thought this was our stop. (Gerçekten burası bizim durak zannettim.)
A: Now we have to walk. (Şimdi yürümemiz gerekiyor.)
B: Maybe we should just wait for the next bus. (Belki de, bir sonraki otobüsü beklemeliyiz.)

Expressing Concern for Someone (Birisi için endişeni dile getirmek)

A: Why weren’t you at school yesterday? (Dün niye okulda değildin?)
B: I wasn’t really feeling well. (Kendimi iyi hissetmiyordum.)
A: What was wrong with you? (Neyin vardı?)
B: My stomach was upset. (Miğdem çok fenaydı.)
A: Do you feel better now? (Şimdi daha iyi hissediyor musun?)
B: I don’t really feel too well yet. (Hala çok iyi hissetmiyorum.)
A: Do you want anything to make you feel better? (Kendini daha iyi hissetmek için bir şeyler yapmak ister misin?)
B: No, thanks. I already took some medicine. (Hayır,teşekkür ederim. Zaten birkaç tane ilaç aldım.)
A: I hope you feel better. (Umarım iyileşirsin.)
B: Thank you. (Teşekkür ederim.)

Favorite Movie (Favori film)

A: What’s your favorite movie? (Favori filmin hangisi?)
B: My favorite movie is Superbad. (Benim favori filmim Çok Fena.)
A: Oh, why is that? (Oh, neden peki?)
B: It’s the funniest movie that I’ve ever seen. (Çünkü şimdiye kadar gördüğüm en komik film.)
A: That’s true. It is a very funny movie. (Bu doğru. Çok komik bir film.)
B: You’ve seen it before? (Sen daha önceden izledin mi?)
A: Yes, I saw that movie the first day it came out in theaters. (Evet, filmi sinemalara ilk çıktığında izlemiştim.)
B: Didn’t you laugh through the whole movie? I did. (Bütün film boyunca gülmedin mi? Çünkü ben güldüm.)
A: Me too. That movie brought tears to my eyes. (Ben de. Bu film gözlerimden yaşlar getirdi.)
B: Mine too. (Benim de.)
A: I have it on DVD at my house if you want to come over and watch it. (Bizim evde filmin DVD si var eğer gelip izlemek istersen.)
B: Sure, let’s go. (Neden olmasın, hadi gidelim.)

Making Excuses (Bahane uydurmak)

A:Would you like to come to a movie with me? (Benimle sinemaya gelir misin?)
B:When do you want to go? (Ne zaman gitmek istersin?)
A:How about next Friday evening? (Önümüzdeki Cuma akşamına ne dersin?)
B:I’m sorry, I can’t. I’m having dinner with a friend. (Üzgünüm, gelemem. O gün bir arkadaşımla akşam yemeği için buluşacağım.)
A:How about the following Tuesday? (Ya gelecek Salı?)
B:I go to evening class on Tuesdays. (Salı günleri akşam derslerine gidiyorum.)
A:Oh, maybe some other time? (Oh, belki başka zamana gideriz?)
B:Yeah, I’ll give you a call. (Evet, ben seni ararım.)

Sharing News and Information (Haber ve bilgiyi paylaşmak)

A: Have you heard the news? (Haberleri duydun mu?)
B: I haven’t heard anything. (Hiçbir şey duymadım.)
A: Debrah had her baby last week. (Debrah’ın geçen hafta bebeği oldu.)
B: Nobody told me. (Hiçkimse bana söylemedi.)
A: I thought you heard. (Senin duyduğunu zannediyordum.)
B: I really wasn’t told anything. (Bana hiçbir şey söylenmedi.)
A: She was a cute 3,8 kilograms. (3,8 kilogram ağırlığında tatlı bir bebek.)
B: Wow, how exciting. (Wow, ne heyecan verici.)
A: I know, you should really go and see her and the baby. (Değil mi, Debrah’ı ve bebeğini görmeye kesinlikle gitmelisin.)
B: Of course I will. (Tabi ki, gideceğim.)
A: I just wanted to let you know what happened. (Sadece ne olduğunu bilmeni istedim.)
B: I appreciate that. (Buna müteşekkirim.)

,

Doktor Diyalogları

At a Doctor (Doktordayken)

Doctor : Hello Mrs. Rose. (Merhaba bayan Rose.)
Mrs. Rose : Hi Doctor. (Merhaba Doktor.)

Doctor : How are you feeling? (Nasıl hissediyorsunuz?)
Mrs. Rose : I don’t feel good. (İyi hissetmiyorum.)

Doctor : What’s bothering you? (Sizi rahatsız eden nedir?)
Mrs. Rose : I have a stomachache and a headache. (Baş ve karın ağrım var.)

Doctor : Where does it hurt? (Neresi acıyor?)
Mrs. Rose : Here. (Burası.)

Doctor : Do you have a fever? (Ateşiniz var mı?)
Mrs. Rose : No, I don’t think so. (Hayır, sanmıyorum.)

Doctor :OK. Let me look at your throat. Open your mouth. Your throat is red. Does it hurt? (Tamam. Boğazına bir bakayım. Ağzınızı açın. Boğazınız kızarık. Acıyor mu peki?)
Mrs. Rose :Yes. It’s sore. (Evet şiddetli bir şekilde.)

Doctor : When did it start to feel this way?   (Ne zaman böyle hissetmeye başladın?)
Mrs. Rose : Last week. (Geçen hafta.)

Doctor : I think you have a virus. It might be the flu. I’m going to give you a prescription for some medicine (Sanırım siz de virus var. Grip de olabilir. Birkaç ilaç alman için sana reçete yazacağım)
Mrs. Rose : Thank you. (Teşekkür ederim.)

Doctor : Try to get some rest, and be sure to drink lots of water and orange juice. (Biraz dinlen ve bol bol su ve portakal su içtiğinden emin ol. )

,

Akşam Yemeği Diyalogları

Ben continental kahvaltı istiyorum.
I would like a continental breakfast.
ay vud layk e kontinentıl brekfıst

Ben İngiliz kahvaltısı istiyorum.
I would like an English breakfast.
ay vud layk en ingliş brekfıst

Portakal suyu alabilir miyim?
Can I have an orange juice?
ken ay hev en orınc cuys

Çay alabilir miyim?
Can I have a cup of tea?
ken ay hev e kap of ti:

Kahve için biraz süt alabilir miyim?
Can I have some milk for coffee?
ken ay hev sam milk for kofi

Biraz daha ekmek alabilir miyim?
Can I have some more bread?
ken ay hev sam mor bred

Lütfen biraz kızarmış ekmek alabilir miyim?
Can I have some toast, please?
ken ay hev sam tost pli:z

İki adet haşlanmış yumurta istiyorum.
I would like two boiled eggs.
ay vud layk tu boyıld egs

Biraz su alabilir miyim?
Can I have some water?
ken ay hev sam votır

Biraz reçel ve tereyağı alabilir miyim?
Can I have some jam and butter?
ken ay hev sam cem end batır

Mahalli yemekler için bir lokanta önerebilir misiniz?
Can you suggest a restaurant for local cuisine?
ken yu saccest e restorant for lokıl kuzin

Bu akşam için iki kişilik bir masa ayrıtmak istiyorum (rica ediyorum).
I would like to book a table for two people for this evening.
ay vud layk tu buk e teybıl for tu: pi:pıl for dis ivning

İki kişilik bir masa lütfen.
A table for two please.
e teybıl for tu: pli:z

Bahçede mi yoksa içerde mi oturmak istersiniz?
Would you like to sit in the garden or inside?
vud yu layk tu sit in dı gardın or insayd

Pencere kenarında bir masaya oturabilir miyiz?
Could we have a table near the window?
kud vi hev e teybıl ni:r dı vindov

Bu masa ayrılmış mı?
Is this table reserved?
iz dis teybıl rizörvd

Bana bir liste getirebilir misiniz?
Can you bring me a menu?
ken yu bring mi e menü

Sebze çorbası istiyorum.
I would like vegetable soup.
ay vud layk vecitıbıl su:p

Ben karışık ızgara rica ediyorum.
I would like to have a mixed grill.
ay vud layk tu hev e mikst gril

Ben yeşil salata ve kuzu pirzola rica ediyorum.
I’d like lamp chops with green salad.
ayd layk lemb çops vit gri:n salad

Bifteğinizi nasıl arzu edersiniz? Az pişmiş ya da çok pişmiş?
How would you like your steak? Rare or well cooked?
hav vud you layk yor stik reyr or vel kukt

Orta pişmiş olsun.
I like it medium.
ay layk it midyum

Yemeğinizi salata ile birlikte mi alırsınız?
Would you like your meal with salad?
vud yu layk yor miıl vit salad

İçecek ne isterdiniz?
What would you like to drink?
vat vud yu layk tu drink

Şarap listeniz var mı?
Have you got a wine list?
hev yu gat e vayn list

Hangi şarabı tavsiye edersiniz (önerirsiniz)?
What wine do you recommend?
vat vayn du yu rikomend

Ben soğuk birşey istiyorum.
I would like something cold.
ay vud layk samting kold

Bana bir aperatif getirir misiniz?
Could you bring me an aperitif?
kud yu bring mi en aperitif

En ünlü yöresel yemeğiniz nedir?
What is the local speciality?
vat iz dı lokıl spesialiti

Sıhhatinize!
Your very good health!
yor veri gud helt

Şerefe!
Cheers!
çi:rs

Tatlı listenizi alabilir miyim?
Can I have your dessert menu?
ken ay hev yor dizört menü

Ben bir krem karamel istiyorum.
I would like a cream caramel.
ay vud layk e kri:m karamel

Çikolatalı pasta var mı?
Do you have chocolate cake?
du yu hev çaklıt keyk

İki fincan kahve lütfen.
Two cups of coffee please.
tu: kaps ov kofi pli:z

Kahvenizi nasıl istersiniz?
How would you like your coffee?
hav vud yu layk yor kofi

Sütlü istiyorum, lütfen.
I’d like it with milk please.
ayd layk it vit milk pli:z

Hesap lütfen.
The bill, please.
dı bil pli:z

Üstü kalsın.
Keep the change.
ki:p dı çeync

,

Hobiler

Zevk aldığınız şeylerden bahsederken

what do you like doing in your spare time? boş zamanında ne yapmaktan hoşlanırsın?
I like … … severim
watching TV televizyon seyretmeyi
listening to music müzik dinlemeyi
walking yürüyüşe çıkmayı
jogging koşmayı
I quite like … … hoşuma gider
cooking yemek yapmak
playing chess satranç oynamak
yoga yoga yapmak
I really like … … çok severim
swimming yüzmeyi
dancing dans etmeyi
I love … … zevk alırım
the theatre tiyatroya gitmekten
the cinema sinema seyretmekten
going out dışarı çıkmaktan
clubbing kulüplere gitmekten
I enjoy travelling seyahat etmeyi severim
sevmediğiniz şeylerden bahsederken

I don’t like … … hoşlanmam
pubs publardan
noisy bars gürültülü barlardan
nightclubs gece kulüplerinden
I hate … … nefret ederim
shopping alışveriş yapmaktan
I can’t stand … … tahammül edemiyorum
football futbola
İlgi alanlarınızdan bahsetmenin diğer yolları

I’m interested in … … ilgim var
photography fotoğrafa
history tarihe
languages dillere
I read a lot çok okurum
have you read any good books lately? son zamanlarda iyi bir kitap okudun mu?
have you seen any good films recently? son zamanlarda iyi bir film seyrettin mi?
İngilizce ifade kılavuzu

Spor

do you play any sports? bir spor dalıyla uğraşıyor musun?
yes, I play … evet, … oynuyorum
football futbol
tennis tennis
golf golf
I’m a member of a gym bir spor salonuna üyeyim
no, I’m not particularly sporty hayır, pek sportif biri değilim
I like watching football futbol seyretmeyi severim
which team do you support? hangi takımı tutuyorsun?
I support … … tutuyorum
Manchester United Manchester United’ı
Chelsea Chelsea’yi
I’m not interested in football futbol ile ilgilenmiyorum
Müzik

do you play any instruments? herhangi bir enstruman çalıyor musun?
yes, I play … evet, … çalıyorum
the guitar gitar
yes, I’ve played the piano for … years evet, … yıl piyano dersi aldım
five beş
I’m learning to play … … çalmayı öğreniyorum
the violin keman
I’m in a band bir grubum var
I sing in a choir bir korodayım
what sort of music do you like? hangi tür müzikten hoşlanırsın?
what sort of music do you listen to? hangi tür müzik dinlersin?
pop pop
rock rock
dance dans
classical klasik
anything, really her türlü
lots of different stuff bir çok değiş tür
have you got any favourite bands? beğendiğin bir grup var mı?

Yiyecek ve İçecekler

Food and Drinks(Yiyecek ve İçecekler)

İngilizce yiyecek ve İçecekler konu anlatımı

Fruit Meyveler

Apple Elma

Apple slice Elma dilimi

Seed Çekirdek

Orange Portakal

Orange juice Portakal suyu

Lemon Limon

Lime Misket Limonu / Küçük Limon

Banana Muz

Peel Kabuk

Grapes Üzüm

Raisins Kuru üzüm

Grapefruit Greyfurt

Cherry Kiraz

Stem Çöp/sap

Sour cherry Vişne

Avocado Amerikan armutu / Avokado

Peach Şeftali

Apricot Kayısı

Cantaloupe Kavun

Watermelon Karpuz

Rind Kabuk

Peanut Fıstık

Strawberry Çilek

Raspberry Ahududu

Blackberry Böğürtlen

Blueberry Yaban Mersini

Mulberry Dut

Coconut Hindistan cevizi

Quince Ayva

Mango Mango/Hintkirazı

Pineapple Ananas

Pomegranate Nar

Chestnuts Kestane

Tangerine Mandalina

Pear Armut

Fig İncir

Plum Erik

 

Vegetables İngilizce Türkçe Sebzeler

Asparagus Kuşkonmaz

Artichoke Enginar

Peas Bezelye

Pea pod Bezelye kabuğu

Radish Turp

Beet Pancar

Pumpkin Balkabağı

Zucchini Kabak

Cucumber Salatalık

Pepper Biber

Bell pepper/ capsicum Dolmalık Biber

Beans Fasulye

Aubergine / eggplant Patlıcan

Garlic Sarımsak

Clove Diş

Cauliflower Karnabahar

Broccoli Brokoli

Celery Kereviz

Carrot Havuç

Potato Patates

Onion Soğan

Mushroom Mantar

Cabbage Lahana

Lettuce Marul

Corn Mısır

Turnip Turp

Tomato Domates

Green onion Yeşil soğan

 

Food İngilizce Türkçe Yiyecekler

Bread Ekmek

Slice Dilim

Crumb Kırıntı

Soup Çorba

Dessert Tatlı

Fish Balık

Chicken Tavuk

Jam Reçel

Grains, cereals Tahıllar, hububat

Wheat Buğday

Barley Arpa

Rice Pirinç

Noodles Erişte

Pasta Makarna

Dairy Foods Süt ürünler

Milk Süt

Butter Tereyağı

Yoghurt Yoğurt

Cheese Peynir

Olive Zeytin

Olive oil Zeytinyağı

Nuts Sert kabuklu yemişler

Peanut Yer fıstığı

Almond Badem

Chestnut Kestane

Walnut Ceviz

Hazelnut Fındık

Pistachio Antep fıstığı

Peanut butter Fıstık ezmesi

Eggs Yumurtalar

Yolk Yumurta sarısı

White Yumurta akı

Scrambled eggs Omlet

Egg shell Yumurta kabuğu

Hard-boiled egg Haşlanmış yumurta

Carton of eggs Yumurta kolisi

Meat Et

Sausage Sosis

Beef Sığır eti

Pork Domuz eti

Steak Biftek

Ham But

Bacon Çeşnili domuz sırtı

Drumstick But / Baget

 

Hamburger / Sandwich Hamburger / Sandviç

Hotdog Sosisli Sandviç

French fries Patates kızartması

Pizza Pizza

Potato chip Patates cipsi

Condiments Çeşniler

Salt Tuz

Black pepper Karabiber

Ketchup Ketçap

Mustard Hardal

Mayonnaise Mayonez

Pickle Turşu

Honey Bal

Popcorn Patlamış mısır

Sugar Şeker

Sugar Cube Küp şeker

Candy Şekerleme

Lollipop Saplı şeker

Chocolate Çikolata

Wrapper Ambalaj kâğıdı

Cake Pasta

Cookie Kurabiye

Pie Turta

Gum Sakız

Ice-cream Dondurma

Cone Külah

Ice lolly / Popsicle Buzlu şeker

Donut Lokma (benzeri yağda kızarmış şekerli çörek)

Fairy cake / Cupcake Fincan kek

 

Drinks, Beverages İngilizce İçecekler Meşrubatlar

Water Su

Tap water Çeşme suyu

Bottle / Glass Şişe Bardak

Coffee Kahve

Tea Çay

Green tea Yeşil çay

Iced tea Soğuk Çay

Hot chocolate Sıcak çikolata

Cocoa Kakao

Coke Kola

Juice Meyve suyu

Milkshake / thickshake Süt ve dondurmanın karıştırılmasıyla yapılan içecek türü

Mineral water Maden suyu

Lemonade Limonata

Alcoholic drinks Alkollü içecekler

Wine Şarap

Beer Bira

Cocktail Kokteyl

Whiskey Viski

 

Herbs İngilizce Otlar

Thyme Kekik

Rosemary Biberiye

Parsley Maydanoz

Cilantro Kişniş

Basil Fesleğen

 

Yiyecek ve içecek sipariş ederken restoranda, kafede karşılaşa bilinecek durumlar için terimler ve örnek cümleler.

Busboy Garson Yamağı, Komi

Server, waiter waitress Garson

Cook Aşçı

Dishwasher Bulaşıkçı

Chief Şef

Bill, cheque, check Fatura, Hesap

Tip Bahşiş

Order Sipariş (etmek)

Customers Müşteriler

Main course Ana menü

All you can eat Açık büfe

 

Hello, Can I help you? Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim.

What would you like to eat/drink? Ne yemek/içmek istersiniz?

Would you like something to eat/drink? Yiyecek/İçecek olarak ne alırsınız?

Have you booked a table? Masa ayırttınız mı?

Would you like to look at the menu? Menüye bakmak ister misiniz?

Are you ready to order? Karar verdiniz mi?  (Sipariş vermeye hazır mısınız?)

Would you like to order any drinks while you’re looking at the menu? Menüye bakarken bir şeyler içmek ister misiniz?

I’d like a cup of coffee. Bir fincan kahve istiyorum.

I’ll have a glass of water. Ben bir bardak su alayım lütfen.

I just want a glass of water. Sadece bir bardak su istiyorum.

Please bring me a glass of water. Lütfen bir bardak su getirin.

Would you like a dessert? Tatlı ister misiniz?

Did you enjoy the meal? Yemeği beğendiniz mi?

Would you like anything else? Coffee, tea? Başka bir şey ister misiniz? Çay, Kahve?

Would you like a starter? Aperatif ister misiniz?

How much is a hamburger? Bir hamburger ne kadar?

How much is the tax on this bill? Bu faturadaki vergi ne kadar?

How much is the total? Toplamda ne kadar?

That’s $ 4.99 4.99 $ (tuttu, yapıyor)

How would you like to pay? Ödemeyi nasıl yapmak istersiniz? (nakit, kredi kartı)

Keep the change Üstü kalsın

Alışveriş

ALIŞVERİŞ / SHOPPING

Salesclerk (Tezgahtar): Welcome. How can I help you? (Hoş geldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?)

Customer (Müşteri): I want to buy trousers and jacket suit. (Pantolon – ceket takımı almak istiyorum) Can I see the options? (Seçenekleri görebilir miyim?)

Salesclerk: Sure. (Elbette.) New modals have come. (Yeni modellerimiz geldi.) They are consisted of vivid colours. (Canlı renklerden oluşuyor.) You’ll like it. (Beğeneceksiniz.)

Customer: Actually, I’m a little conservative about my wear-style. (Aslında, giyim tarzım konusunda biraz tutucuyum.) I prefer classical colours, I guess. (Sanırım, klasik renkleri tercih ediyorum.)

Salesclerk: This green suit will fit to you. (Bu yeşil takım size çok yakışacak.) Do you want to try? (Denemek ister misiniz?)

Customer: Will it fit? Ok, let me try. (Yakışacak mı? Peki deneyelim…)

Salesclerk: Wow, it really looks good. (Ooo, gerçekten de güzel duruyor.) What do you think? (Siz ne düşünüyorsunuz?)

Customer: I like it. (Beğendim.) I should wear different coloured clothes, I guess. (Sanırım, artık farklı renkler de giymeliyim.)

 

Customer (Müşteri): Hi. Can you help me please? (Merhaba. Yardımcı olabilir misiniz acaba?)

Store Manager (Mağaza Müdürü): Sure. How can I help you? (Elbette. Nasıl yardımcı olabilirim?)

Customer: I bought a bag from here last week. (Geçen hafta buradan bir çanta almıştım.) I want to change it with a new one. (Yenisiyle değiştirmek istiyorum.)

Store Manager: What’s the problem? (Sorun nedir?)

Customer: I noticed that some stuff I put into the bag were lost. (Çantaya koyduğum bazı şeylerin kaybolduğunu farkettim) And then I found a hole in the bottom of the bag (Ve ardından çantanın dibinde bir delik buldum) and lost things were in that hole. (ve kayıp şeyler o deliğin içindeydi.)

Store Manager: Okay, I’ll help you. (Tamam, yardımcı olayım.) Can I take your receipt? (Makbuzunuzu / Fişinizi alabilir miyim?)

Customer: Here you are. (Buyrun)

Store Manager: Let me bring you a new bag. (Size yeni bir çanta getireyim)

Customer: I don’t want same bag. (Aynı çantadan istemiyorum.) Can I give this bag back and take a new product? (Bu çantayı verip yerine başka bir ürün alabilir miyim?)

Store Manager: Of course you can. (Elbette alabilirsiniz.) You can decide which product you’ll take while I’m preparing your Product Return Form. (Ben Ürün İade Formunuzu hazırlarken, siz de hangi ürünü alacağınıza karar verebilirsiniz.)

Customer: Thank you. (Teşekkürler)

Store Manager: Not at all (Rica ederim.)

 

Alışveriş ile ilgili diğer ifadeler

 

How much is this skirt? = Bu etek ne kadar?

It costs 50 Ytl. = 50 ytl tutuyor.

Discount = İndirim

Expensive = pahalı

Cheap = ucuz

Tip = bahşiş

It’s your tip = üstü kalsın (Bu da senin bahşişin)

What size do you wear? = kaç beden giyiyorsunuz?

My size is …. = … beden giyiyorum

Can I take the receipt? = Fiş alabilir miyim?

————————————–

İngilizce Alışveriş

► WELCOME, MAY I HELP YOU?

May I help you? (Yardımcı olabilir miyim?)

Can I help you find something? (Birşey bulmanıza yardım edebilir miyim?)

Can I show you with something? (Size birşey gösterebilir miyim?)

Are you being helped? (Size bakan var mı?)

Is there anything I can help you with? (Yardımcı olabileceğim bir konu var mı?)

If you need me, I’ll be around (Bana ihtiyacınız olursa, ben civardayım)

If I can help you, just let me know (Eğer yardım gerekirse haberim olsun)

What are you interested in? (Ne bakmıştınız?)

Are you looking for something in particular? (Belirli birşey mi arıyorsunuz?)

Do you have something specific in mind? (Aklınızda özel birşey var mı?)

What size do you need? (Kaç beden istiyorsunuz?)

Do you know what size you are? (Bedeninizi biliyor musunuz?)

That’s on sale this week? (O bu hafta indirimde)

I’ve got just your size (Tam sizin bedeninize uygun birşeyimiz var)

Can I suggest this? (Size bunu önerebilir miyim?)

Do you need anything to go with that? (Bununla gidecek birşey ister misiniz?)

That looks nice on you (Üzerinizde güzel durdu)

That looks great on you (Üzerinizde harika durdu)

That’s your colour (Tam sizin renginiz)

This is you (Sizi çok açtı)

How would you like to pay for this? (Bunu nasıl ödemek isterdiniz?)

Will that be cash or credit? (Nakit mi, kredi kartı mı?)

We don’t have that in your size (Bunun size göre olan bedeni yok)

Whe don’t have it in that colour (Bu renkte yok)

► WHEN ARE YOU OPEN?

When are you open? (Ne zaman açıksınız?)

When do you open? (Ne zaman açıyorsunuz?)

What are your hours? (Çalışma saatleriniz nelerdir?)

I’m looking for something for my father (Babam için birşey bakıyordum)

It’s a gift (Hediye olacak)

I don’t know his size (Bedenimi bilmiyorum)

Can you measure me? (Bedenimi ölçebilir misiniz?)

Thank you, I’m just looking (Sağolun, sadece bakıyorum)

I’m just browsing (Sadece bir göz gezdiriyorum)

I can’t make up my mind (Kafamı toparlayamıyorum)

Do you have this shirt in yellow? (Bu tişörtün sarısı var mı?)

Do you have these shoes in suede? (Bu ayakkabının süeti var mı?)

Have you got something less expensive? (Daha uzuz birşeyiniz var mı?)

It it on sale? (Bu indirimde mi?)

Do you have a t-shirt to match this? (Buna uyacak bir tişörtünüz var mı?)

Where is the fitting room? (Elbise değiştirme kabini nerede?)

I’d like to try this on (Bunu denemek istiyorum)

It’s too tight (Bu çok dar)

It’s too loose (Bu çok geniş)

It’s a little bit expensive (Bu biraz pahalı)

It’s a little pricey (Bu biraz tuzlu)

Can you hold it for me? (Bunu benim için saklayabilir misiniz?)

Can I get it gift-wrapped? (Hediye paketi yapabilir misiniz?)

Would you please gift-wrap that? (Lütfen hediye paketi yapabilir misiniz?)

How much is it? (Kaç lira?)

How much does it cost? (Fiyatı ne kadar?)

———————————————-

dear:  değerli

groceries:  bakkaliye

a store:  dükkan

a bank:  banka

a bakery:  ekmekçi

a mall:  alışveriş merkezi

a grocery store:  bakkal

money:  para

a credit card:  kredi kartı

a check:  çek

a dollar:  dolar

an euro:  avro

change:  para üstü

a coin:  madeni para

to make out a check:  çek yazmak

a butcher shop:  kasap

a department store:  alışveriş merkezi

a newsstand:  gazete bayisi

a market:  pazar

a flea market:  bit pazarı

a pastry shop:  pastahane

a supermarket:  süpermarket

a purchase:  alışveriş

to buy:  satın almak

to pay:  ödemek

to sell:                  satmak

a counter:  tezgah

to get in line:  sıraya geçmek

price:  fiyat

to borrow:  borç almak

to give back:  geri ödemek

to withdraw: para çekmek

a withdrawal: çekilen para

credit:  kredi

cash: nakit

to cost:  Tutmak

cheap: ucuz

a kiosk: kulübe

a shopping cart: tekerlekli sepet

a receipt: fiş

a list: liste

, ,

Tanışma ve Kendini Tanıtma

Türkçe’de kendimizi tanıtırken kullandığımız gibi İngilizcede de bazı kalıplar bulunmaktadır. Bu kalıplar ile genel özelliklerinizi karşı tarafa anlatabilir ve tanışabilirsiniz. İngilizce’de kullanılan kendini tanıtma cümleleri ve tanışma sırasında sorulan soruların örneklerini aşağıda inceleyelim.

Örnek 1:

Hi (Hello) = Merhaba
My name is Yasemin and my surname is Doğan = Adım Yasemin ve soyadım Doğan
I’m 21 years old = 21 yaşındayım
I was born in 1989 in Istanbul = 1989 yılında İstanbul’da doğdum
My fahter is a doctor and my mother is a housewife = Babam doktor ve annem ev hanımı
I have a brother and a sister = Bir erkek kardeşim ve bir kız kardeşim var
I’m a student at the university = Üniversitede öğrenciyim
I like going out with my friends = Arkadaşlarımla dışarı çıkmayı seviyorum
I don’t like eating vegetables = Sebze yemeyi sevmiyorum
I have brown eyes and black hair = Gözlerim kahverengi ve saçım siyah
I am not very tall = Çok uzun boylu değilim

Örnek 2:

What is your name? = Adın ne?
How old are you? = Kaç yaşındasın?
Where are you from? = Nerelisin?
Do you have any brothers or sisters? = Kız kardeşin ya da erkek kardeşin var mı?
What are your hobbies? = Hobilerin nelerdir?
Are you a student? = Öğrenci misin?

,