Edatlar

Edatlar

İngilizce Zaman Edatları Konu Anlatımı: At, In, On

at Kullanımı: de, da, ye, ya, e, a

at İngilizcede zaman edatı olarak saatlerle birlikte kullanılır.

  • I will see you at 4:15.
    Seninle saat 4:15’de görüşeceğim.
  • The plane leaves at six.
    Uçak saat 6’da kalkacak.
  • Call me at lunchtime.
    Beni öğlen vaktinde ara. (lucnhtime: yemek vakti anlamına da gelir.)

Önemli: Zaman ile ilgili soru sorarken şu yanlışı yapmayalım:

At what time …?

Bu şekilde sorulmaz. Doğrusu şöyledir:

What time …?

on Kullanımı: üstünde, üzerinde, de, e doğru, yönünde, ile, civarında, esnasında

Zaman edatı olarak on, günlerde, tarihlerde ve Monday morningFriday afternoon gibi ifadelerde kullanılır.

  • I’ll be at home on Tuesday.
    Salı günü evde olacağım.
  • The meeting’s on June 23rd.
    Toplantı haziranın 23’ünde yapılacak.
  • I had to work on Christmas Day.
    Noel gününde de çalışmalıyım.
  • We get up late on Sundays.
    Pazar günü geç kalkarız.
  • I’m always sleepy on Monday mornings.
    Pazartesi sabahları daima uykulu olurum.

Aşağıdaki örnek cümlelerde at ve on zaman edatlarının kullanımlarını inceleyelim:

  • What are you doing on Saturday?
  • Can you wake me at 6:30?
  • The classes start on September 8th.
  • I’ll be at work late on Tuesday morning.
  • I have my guitar lessons at 10:00 on Wednesdays.
  • She got married on Easter Monday.
  • My new job starts on April 17th.
  • Can we meet at lunchtime on Tuesday?

In Kullanımı: de, da, içinde, içine, halinde, olarak, içeriye, içeri

In edatı, in the morning, in the afternoon, in the evening ile birlikte kullanılır.

Önemli: night ile birlikte in kullanılmaz, at kullanılır: At night

In edatı, haftaları, mevsimleri, ayları, yılları ve yüzyılları söylerken kullanılır.

  • We’re going to Denmark in the first week of May.
  • I always get unhappy in the winter.
  • Shakespeare died in 1616.
  • There were terrible wars in the 17th century.
  • My birthday’s in March.

Bunların yanında at the weekendat Christmasat Easter kullanımları da vardır.

  • What are you doing at the weekend?
  • Did you go away at Christmas?

Aşağıdaki örneklerde inat ve on kullanımlarını inceleyelim:

  • We all went to Wales at the weekend.
  • I usually go skiing in February.
  • She finished school in 1996.
  • My mother usually comes to stay in Christmas.
  • I don’t like driving at night.
  • Our garden looks wonderful in the spring.
  • I usually stop work at 5:00 in the afternoon.
  • I will finish university in June.
  • I last saw her in 1998.
  • I’m never hungry early in the morning.

Önemli: Thisnextlast ve every gibi genel ifadelerden önce preposition-edat kullanmayız.

  • What are you doing this afternoon?
  • Googbye. See you next week.
  • Bill was here last Tuesday.
  • We go on holiday to the same place every year.

Bir işin ne kadar sürede biteceğinden söz ederken in kullanırız.

  • They built our house in three months.
  • Your soup will be ready in ten minutes.

From … to, until ve by kullanımı:

Until ya da till (informal), “kadar, değin, dek” anlamlarına gelmektedir ve bir işin ne zaman biteceğini anlatmakta kullanılır.

  • We played football until 5 o’clock.
  • I will be in London till Thursday.
  • It was a great party. We danced until six o’clock in the morning.
  • I’m going to have a sandwich now. I can’t wait until/tilllunchtime.
  • Granny’s coming on Monday for a few days. She’s going to stay until/till Saturday.
  • When I was young, you had to go to school until/till the age of 14.
  • I didn’t like the film, so I didn’t stay until/till the end.
  • I’m doing a three-month computer course; it goes on until/tillJuly.

From … to/until/till, bir olayın ya da durumun başlangıç ve bitiş zamanını verirken kullanırız.

  • He read the paper from 7:30 to 8:30.
    He read the paper from 7:30 until/till 8:30.
  • He washed the car from 8:00 to 9:00.
    He washed the car from 8:00 until/till 9:00.
  • He played tennis from 10:00 to 11:00.
    He played tennis from 10:00 until/till 11:00.

Eğer belli bir zaman diliminde bir eylemin gerçekleşmesini istiyorsak (o zamanı geçmemeli), until yerine by kullanırız.

  • You can keep the car until Sunday.
    (Araba pazar gününe kadar sende kalabilir.)
  • You really must bring it back by 12:00 on Sunday.
    (Arabayı pazar günü en geç 12:00’da geri getirmelisin. Bundan önce de getirebilirsin.)

Aşağıdaki örnek cümlelere bakalım:

  • This book must go back to the library by Tuesday.
  • The film goes on until 9:30.
  • Can you finish painting the room by Friday?

Forduring ve while kullanımı:

For, bize olayın ya da durumun ne kadar sürdüğünü anlatırken kullanılır. During ise ne zaman olduğunu anlatırken.

  • I slept for 20 minutes during the lesson.
    (Derste 20 dakika uyudum.)
  • The journey lasted for three days.
  • There was a rainstorm during the night.
  • I lived in Mexico for six years.
  • I got a headache during the examination.
  • We visited Kyoto during our holiday in Japan.
  • The electricity went off for two hours during afternoon.
  • Alex and his wife met during the war.

During, preposition yani edat olarak kullanılır. During + isim

While ise bağlaç olarak kullanılır. While + özne + fiil.

  • They got into the house during the night.
  • They got into the house while I was asleep.
  • He got ill during the jurnay.
  • He got ill while he was travelling.

Aşağıdaki ifadelerin nasıl değiştiklerine dikkat edelim:

  • during the meal (I/eat) .. while I was eating.
  • while I was travelling (journey) .. during the journey.
  • during the game (they/play) .. while they were playing.
  • while we were listening (lesson) .. during the lesson.
  • while they were fighting (war) .. during the war.
  • during the conversation (they/talk) .. while they were talking.

Aşağıdaki örnek cümlelerde, for ile birlikte kullanılan faydalı bazı ifadeleri inceleyelim:

  • They waited for a long time, but the bus didn’t come.
  • I will love you for ever.
  • Could I talk to you for a minute or two.
  • I played tennis for a couple of hours and then went home.
  • I went to sleep for a moment during the opera.
  • They put him in prison for life.

Yer Bildiren Edatlar-Prepositions Konu Anlatımı ve Örnek Cümleler

In ve On Kullanımı:

İngilizcede In, kutu, oda ve ülke gibi üç boyutlu şeylerin içinden bahsederken kullanılır. On ise zemin, masa ve duvar gibi iki boyutlu yüzeylerin üstünden bahsederken kullanılır.

  • Where is Joe? ‘In the kitchen.’
  • There is nothing in the fridge.
  • Ann’s in Poland.
  • Why are all those papers on the floor?
  • She had photos of all her family on the wall.

İnsanlar elbisenin içindedirler, elbiseler ve takılar ise insanların üstünde:

  • Who is the man in the grey suit?
    Gri takım elbisenin içindeki adam kim?
  • That sweater looks good on you.
    Kazak senin üzerinde iyi görünüyor.
  • She had a ring on every finger.
    Parmağının üzerinde bir yüzük var.

Gördüğünüz gibi, elbisenin içinden söz ederken in, kişinin üzerindeki bir nesneden söz ederken ise on kullanıldı.

Aşağıdaki kullanımlara bakalım:

  • In a bath
  • On the roof
  • In a tree
  • On a table
  • In a cup (fincan)
  • On her arm
  • On the plate
  • In your head (düşünce)
  • On your head (şapka)
  • On a door

Şu durumlara da dikkat edelim:

in a book, in the newspaper, in a story, on a page, in a street.

  • Is there anything interesting in the paper?
  • Her photo is on the page 4.
  • They live in Park Street.

Aşağıdaki cümlelerdeki in ve on kullanımlarına bakalım:

  • In children stories, animals can talk.
  • ‘Are you free next Tuesday?’
    ‘Just a minute. I’ll look in my diary.’
  • Is Sandra in the office today?
  • She had a wonderful diamond ring on her first finger.
  • ‘Where is the salt?’ ‘In the cupboard.’
  • The cat likes to sleep on the roof or the car.
  • Don’t leave your keys in your car when you get out.
  • They live in a little village near Belfast.

Önemli: Arabadan söz ederken “in a car” denir ama otobüsten, trenden vs. bahsederken de “on a bus/train/plane/ship” şeklinde söylenir.

At edatının kullanımı:

At edatı genellikle mekan bildirirken, olayın nerede olduğunu söylerken kullanılır.

  • I’ll see you this evening at Sarah’s house.
  • You have to change planes at Karachi.
  • I saw Ann waiting at the bus stop.
  • Turn left at the next corner.

At, insanların yaptığı işlerden ya da o işleri nerede yaptıklarından söz ederken kullanılır:

  • at a football match
  • at breakfast, lunch
  • at a restaurant
  • at work
  • at the office
  • at the theatre
  • at the cinema
  • at the station
  • at a party
  • at (the) college/university

Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyelim:

  • Paul crashed his car because he didn’t stop at the traffic lights.
  • Are there any good films at the cinema this week?
  • Her train was terribly late- I spent hours waiting at the station.
  • The boss doesn’t let us take personal phone calls at work.

The top, the bottom, the side, the beginning, the end gibi ifalerle birlikte at kullanılır.

  • My room’s at the top of the house.
  • Begin at the beginning.
  • Their house is down at the bottom of the hill.
  • I never have any money at the end of the month.

Diğer yer bildiren edatlar ise şunlardır:

  • Above: üstünde
  • Against: karşısında, dayalı
  • Behind:arkasında
  • Betweeen: arasında
  • By: yanında
  • In front of: önünde
  • Near: bitişiğinde
  • Opposite: karşısında
  • Under: altında

Bu edatlarla ilgili aşağıdaki örnek cümleleri inceleyelim:

  • Ann is sitting between Eric and Julia.
  • Come and sit by me.
  • We camped by the lake.
  • Montreal is in the eastern Canada, near Ottowa.
  • I left my bicycle against the shop window.
  • Joe’s car is pasked in front of the house.
  • There is a bus stop opposite our house.
  • Lucy is in the front of Pat.
  • Pat is behind Lucy.
  • Andy is opposite Mike.
  • The dog is hiding under the table.
  • The plane is flying above the clouds.

Aşağıdaki örnek cümleleri inceleyelim:

  • I usually sit by a window in class,
    so I can look out if I get bored.
  • There was a big bird flying high up above the trees.
  • They live in a beautiful old house by a river.
  • There is a big clock above the door of the station.
  • I sat down by Mary and looked into her eyes.
  • You can park your car behind the house.
  • I will meet you at the station under the clock.

Hareket-Yön Bildiren Edatlar – Prepositions

İngilizcede hareket bildiren edatlar bize bir hareketin şeklini ya da nereye, hangi yöne doğru yapıldığını gösteren ifadelerdir. Aşağıda bunlardan bazılarını sıraladık:

  • across: karşısında, içinden, ortasından
  • along: boyunca
  • down: aşağıya doğru, boyunca
  • into: içine, içeriye
  • off: den, dan, dışında, haricinde
  • over: üstünde, üzerinde, üstüne, üzerinden, aracılığı ile, boyunca, baştan sona
  • out of: den dışarı, den, den dolayı, dolayı, dışında
  • past: ötesinde, öte, yanından geçerek
  • round: çevresinde, etrafında, yakında, yakınında
  • through: bir uçtan bir uca, sayesinde, içinden, arasından, yüzünden
  • under: altından, aşağısına
  • up: yukarı, yukarıya

Örnek ifadeler:

  • Across the river: nehrin karşısında
  • Along the yellow line: sarı şerit boyunca
  • Down the mountain: dağdan aşağıya
  • Into the river: nehrin içine
  • Off the bike: bisikletten aşağıya inmek
  • Over the fence: çitin üzerinden
  • Out of the shop: dükkandan dışarı
  • Past the cafe: kafenin yanından geçerek
  • Round the corner: köşenin etrafında
  • Through the gate: kapının içinden
  • Under the bridge: köprünün altından

Aşağıdaki cümlelerde geçen edatları inceleyelim:

  • I went up the stairs and along the passage.
  • Mrs Andrews got out of the taxi and ran across Oxford Street.
  • Alice walked down the steps to the river and over the bridge.
  • He walked slowly along the road for a few minutes, then he stopped and
    went through a small door into a garden.
  • Mary went up the stairs and into her office, took a letter off the
    table and started to read it.
  • Go past the supermarket, under the railway bridge, round the first corner,
    and the police station is on your right.

You must be logged in to post a comment